TRMilitary

Tam bağımsız Türkiye için yerli savunma sanayi.
Sistem saati: Sal Eyl 23, 2014 2:15 am

Tüm zamanlar UTC + 3 saat [ DST ]


Loading


Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 40 ileti ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 4:16 am 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal Tem 10, 2012 10:24 pm
İleti: 3716 <
UYARILAR:
Türkler nasıl müslüman oldu?

Bu soruyu genellikle sormadık kendimize.Çünkü ''Türklerin, din ve hidayet aşkıyla kendiliğinden islamiyeti benimsediği'' yolunda koşullandırılmıştık.
Peki ama bu yargımız doğru muydu? Ne yazık ki hayır!

Gerçeği aradığımızda ,Türklerin Müslümanlaştırılması sürecinin insanı irkilten bir vahşet süreci olduğu soğuk gerçeği yüzümüze çarpıyor. Daha ötesi Arap ordularınca uygulanan ,benzerine az rastlanır bir zulme rağmen Türklerin İslamiyete çok uzun zaman direndiklerini görüyoruz.

Resmi ve geleneksel söylem ise bu gerçekleri ısrarla gizlemeye çalışıyor. Oysa sorunun aydınlığa kavuşturulması Şeriatçılığın insanlarımızı yakabilecek denli pervasızlaştığı günümüz Türkiye'sinde her zamankinden büyük önem taşımaktadır. Çünkü Türklerin ''Hidayet aşkı ve coşkuyla Müslüman oldukları'' ön yargısı ,kişi ile tanrısı arasındali o saf ilişkiyi istismar ederek ,toplumumuzu 7. yüzyıl karanlığına götürmeye çalışan şeriatçıların en temel ideolojik argümanlarından birini oluşturuyor.

Unutulmamalıdır ki bugünü anlamak ,aydınlık ve ve gerçekten demokratik Türkiye yaratabilmek için doğru bir tarih bilincine sahip olmak zorundayız.

Aşağıdaki döküman tamamen İslami kaynaklardan, Taberi ve Zekeriya Kitapçı gibi İslami tarihçi ve yazarlardan düzenlenerek hazırlanmıştır.

Müslüman Arapların Türklere İlk Saldırıları:

Seyhun ve Ceyhun nehirleri arasında bulunan bölge tarihi ipek yolu üzerindedir.. Türk beylikleri, bu bölgedeki, Buhara, Semerkant, Talkan, Baykent gibi şehirlerde yerleşmiş yaşıyorlar, deri imal ediyor ve pamukdan kağıt üreterek bunları satıyor ve iyi de para kazanıyorlardı.. Bu üretimlerinin yanı sıra Altın madenleri çalıştırıyorlardı.. Özellikle adı zengin şehir manasına gelen, Semerkant’ın zenginliğinin o devirde dillere destan olduğu söylenir.. Bu zenginlik ötedenberi Talancı Arapların iştahını kabartıyorduysa da, Türklerden çekiniyorlar ve araya sınır olarak koydukları Ceyhun nehrini geçmeye pek cesaret edemiyorlardı.. Çünkü daha önce Halife Osman zamanında, Muhammed bin Cerir komutasındaki Araplar İslamı yayma bahanesiyle oraları talan etmek için 2700 kişilik bir ordu ile Fergane’ye kadar girdiysede Türkler tarafından yok edilmişlerdi.. Ancak daha sonraları Muaviye tarafından, Ceyhun nehrinin altında kalan Horasan’ın tamamiyla işgal edilmesi ile o bölgede ilk Araplaştırma ve İslamlaştırma girişimleri başlamış oldu..


Buhara'nın Talan Edilmesi

Horasan’ın kendileri tarafından tamamen işgal edilmesinden cesaret alan Araplar, Muaviye’nin ilk Horasan valisi olan, Ubeydullah bin Ziyad 673 yılında bu sefer ilkinden çok daha kalabalık 24000 kişilik bir ordu ile Ceyhun nehrini geçerek Kibac Hatun yönetimindeki Buhara’yı kuşatır. Kibac Hatun diğer Türk beyliklerinden yardım istersede bu yardım kendisine gelmez ve Araplar verdikleri kayıplardan dolayı Buhara’yı işgal edemezlersede tam anlamıyla talan ederler.. Daha sonra, Muaviye’nin ikinci Horasan Valisi, Halife Osman’ın oğlu Said’de Buhara’ya saldırmaya hazırlanır.. Kendisine diğer Türk Beyliklerinden yardım gelmeyeceğini anlayan Kibac Hatun, Said’le anlaşma yapmak zorunda kalır.. Bu anlaşmaya göre, Kibac Hatun, Said’e diğer Türk Beyliklerine yapacağı saldırılarda önüne çıkmayacağına dair güvence ve bu güvencenin teminatı olarak da Buhara’daki Türk asilzadelerinden rehinler verir.. ( Bu sayı kimi tarihcilere göre 50 kimine göre de 80’ dir... ) Bu anlaşmanın verdiği rahatlıkla Said, zenginliğini öteden beri duyduğu Semerkant’a saldırır.. Semerkant’ı baştan aşağı talan eder ve topladığı binlerce Türk gencini, köle pazarlarında satmak için Horasan’a getirir.. Said daha sonra Kibac Hatun’dan aldığı 80 kadar rehine tarafından bir punduna getirilmiş ve hançerlenerek öldürülmüştü....( Said’i öldürdükten sonra dağa kaçmayı başaran rehinlerin orada açlıktan öldüğü söylenir ) Said’den sonra, Horasan Valisi Salim bin Ziyad olur. Horasan’da Muaviye’nin oğlu Yezid’e bağlıdır.. Ziyad’da ayni şekilde 680 yılında Türkleri İslamlaştırmak ve şehirlerini talan etmek için saldırır fakat püskürtülerek geri çekilirler.. Bu sefer, kendi orduları Türkler tarafından talan edilerek silahları alınır.. Daha sonra Araplar daha güçlü bir orduyla tekrar saldırır ve Türkleri yine talan ederler.. Bu talandan her Arap 2400 dirhem alır.. ( Bir kölenin satış fiyatı 300 ile 500 dirhem arasında olduğu düşünülürse, bu durumda aldıkları ganimet adam başına 7 veya 8 köleye eş değerdedir..)

Haccac ve Rutbil

İslam’da ilk asimilasyon 685 yılında Abdülmelik ile başlar.. Abdülmelik, etrafını İslamlaştırmaya adı İslam tarihine kandökücü zalim olan Haccac’ı kendisine yardımcı seçerek başlar.. Abdülmelik önce civar halkların dillerini Arapçalaştırdı.. Harac karşılığı önceden bazı hakları kabul edilmiş olan gayri müslimlerin bütün haklarını geri aldı.. Bu arada Haccac’ı Irak genel valiliğine atadı.. Haccac’ın Irak’a genel vali atanmasından sonra Türklerin kaderinde ilk köklü değişikler başlamış oldu.. Haccac ilk olarak Ubeydullah ibni Ebi Bekri’yi Sicistan’a, Muhalleb ibni Ebi Sufra’yi da Horasan’a vali yapar.. O tarihte, Sicistan’ın Türk Hükümdarı Rutbil’dir ve Araplara vergi vermektedir.. Haccac, bununla yetinmez ve Ubeydullah’ı Rutbil’in üzerine göndererek ondan tam olarak teslim olmasını ister.. Rutbil önce bu teklifi kabul etmek istemez.. Bunun üzerine Ubeydullah Rutbil’in üzerine yürür.. Rutbil 18 fersah geriye çekilerek Ubeydullah ve ordusunu kuşatma altına alır..Ubeydullah, Rutbil’den kurtulmak için 700000 dirhem teklif ederse de Rutbil kabul etmeyerek Arap ordusunu büyük bir bozguna uğratır.. Buna çok kızan Haccac 40000 kişilik büyük bir ordu toparlayarak, Abdurrahman ibn Esas komutasında Rutbil’in üzerine gönderir.. Rutbil’i yenemiyeceğini anlayan Esas, bu sefer onunla anlaşır.. Bu olay karşısında çılgına dönen Haccac, Esas’ı yakalatmak üzere bir birlik gönderirse de, Esas’ın ordusu bu birliği yenilgiye uğratır ve geri kalanları da Basra’ya kadar sürer. Ancak burada yenilen Esas’ın ordusu dağılır ve Esas Rutbil’e sığınır.. Bunun üzerine Haccac, Esas’ı kendisine vermesi için Rutbil’i tehdit eder.. Vermediği taktirde çok büyük bir ordu ile üzerine yürüyeceğini ve bütün Türk şehirlerini harap edeceğini, verirse de kendisinden 7 sene hiç vergi almayacağını söyler.. Türk şehirlerinin tekrar bir savaşa girmesini istemeyen Rutbil, 7 sene haraçtan muaf tutulacağını da düşünerek Haccac’ın bu teklifini kabul eder ve Esas ve yakınlarını Haccac’a teslim eder.. Ancak, Rutbil Haccac’a güvenmekle hata yaptığını daha sonra anlayacaktır.. Haccac Rutbil’den Esas’ı teslim aldıktan sonra derhal yeni bir ordu düzenleyerek 699 yılında Muhelleb bin Ebi Sufyan komutasında Türk şehirlerinin üzerine gönderir.. Hocente, Kes, Sogd ve Nesef’i ele geçirirsede Türkler direnirler.. Horasan valiliğine Muhelleb’in oğlu Yezid gelir.. Yezid ibni Muhelleb’de Türk şehirlerini talan eder.Yezid’in savaşçıları, Harzem’den ele geçirdiği Türkleri boyunlarına damga vurarak köle pazarlarında satarlar.. Bu tarihlerde, Araplar Türklerin yurtlarını devamlı olarak istila edip şehirlerini talan ettilersede kalıcı bir üstünlük sağlayamamışlar, elde ettikleri yerleri sonunda tekrar Türlere geri vermek zorunda kalmışlardı..

Kuteybe ibni Müslim

705 yılında Abdülmelik öldüğünde yerine oğlu Velid geçer.. Ve Türk tarihini önemli şekilde etkileyecek olay, Kuteybe ibni Müslim’in Horasan’a vali atanması olur.. Bu zamana kadar kalıcı bir başarı elde edemeyen Araplar onun zamanında Türk yurtlarında kalıcı başarılar elde etmişlerdir.
Türklerin gerçek anlamda kılıç zoru ile Müslümanlaştırılmaya başlamaları Kuteybe zamanında olmuştur..Vali olduğu andan itibaren, Türk Beyliklerinin toptan işgal edilerek İslamlaştırılması için çok güçlü bir ordu kurmaya başlar.. Merv’de askerleri toplayarak, Allah kendi dininin aziz olmasi için size bu toprakları helal kıldı der.. Sanki, Bakara suresi 193’ü .... “Yalnız Allah dini kalana kadar onlarla savaşın...” yada “8.Enfal /.39’u “din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!” . ayetlerini savaşçılarına hatırlatarak Arap ordusunu Türklerin üzerine sürer.. Kuteybe ilk olarak Baykent’i kuşatır.. Diğer Beyliklerden Türk Savaşçılar Baykent’in savunmasına yardıma gelirler.. İki ay süren bir savaş olur. Kuteybe tam bir zafer kazanamazsa da, Türkleri haraca bağlayan bir anlaşma yapmaya zorlar.. Şehir yıkımdan kurtulur ama, şehre giren Araplar anlaşmaya rağmen şehrin bir kısmını yağmalarlar ve şehirden ayrılırlarken arkalarında bir de askeri garnizon bırakırlar.. Başlarına gelecekleri anlayan Türkler ayaklanmaya başlarlar ve kendi aralarında silahlanarak karşı bir mücahit birliği kurarlar, Baykent’de karışıklıklar başlar.. Bunun üzerine Kuteybe Baykent’e tekrar gelerek nekadar silahlanan Türk varsa hepsini öldürtür.. Kadınları ve çocukları esir alır ve şehri tekrar baştan aşağı yağmalar..
Taberi’nin anlatımlarına göre, Kuteybe’nin aldığı ganimetlerin haddi hesabı yoktur.. Taberi, bütün Horasan’ı işgal ettiklerinde dahi bu kadar ganimet toplayamadıklarını söyler..
Şehrin yağmasından sonra, daha önce Horasan’da Merv’e getirilmiş olan Arap aileleri, Merv’den getirilerek Baykent’e yerleştirilir.. Muhafız birlikleri oluşturulur.. Valilik den vergi tahsildarlığına kadar bütün denetim organları Araplar’dan oluşturulur.. Türklerin Budist ve Zerdüşt inançlarını simgeleyen bütün heykeller toplatılır, taş olanlar kırılır, altın olanlar eritilerek ganimet olarak Araplar tarafından alınır.. Bunlar, Enfal suresinde yazdığı gibi, sanki Araplara Allah’ın verdiği ganimetlerdir.. Daha sonra esir edilen kadın ve çocuklar kocalarına ve babalarına geri satılır.. Müslümanlar, Baykentli Türklerin neleri var neleri yoksa almışlar, şehrin onarımı da yine Türklere kalmıştır..Bundan sonra sıra gelir Buhara’nın tamamen işgal edilip Müslümanlaştırılmasına..

Buhara'nın Tekrar Kuşatılması ve İlk Türk Katliamı

Kuteybe Merv’de büyük bir hazırlık yapar.. Bu arada Vardana ve Buhara beylikleri arasında çatışmalar vardır.. Müslümanlara karşı mücadele etmek için bu çatışmalar derhal durdurulur ve Vardan Hudat, Kuteybe’ye karşı Türklerin başına geçer.. Kuteybe önce, Numiskent ve Ramitan’a saldırır ve buraları kolayca istila eder.. Demirkapı önlerinde Vardan’la çarpışırlar.. Vardan savaşı kaybeder ve Buhara’ya doğru çekilir.. Ancak Kuteybe’de, savaştan yorgun düştüğü için Buhara’yı alamadan Merv’e geri döner.. Haccac bunu başarısızlık olarak kabul eder ve, Buhara’yı mutlaka almasi için Kuteybe’ye emir verir..Kuteybe büyük bir hazırlık yaparak bir sene sonra tekrar Buhara’yı kuşatır.. Türkler direnir ve Kuteybe başarılı olamaz, ordusu dağılmaya başlar.. Bunun üzerine Kuteybe her bir Türk başı için askerlerine 100 dirhem vaad eder.. Para hırsı ile gayrete gelen Araplar, şehri istila ederler..Bütün direnen Türkler kılıçtan geçirilerek tam bir katliam yapılır, Araplar Türk kadınlarına tecavüz ederler, beğendikleri kadınları ya cariye olarak kullanmak yada köle pazarında satmak üzere alıkoyarlar.. Erkeklerden de binlerce kişiyi köle olarak satmak üzere beraberlerinde götürürler.. Araplardan oluşan yeni bir idari kurumlaşma yapılır.. Diğer beyliklerden tepkiler gelmeye başlayınca da, Buhara Melikesi Hatun’un oğlu Tuğ Sad kukla hükümdar yapılır.. Tuğ Sad tarihe hain bir işbirlikçi olarak geçer.. Daha sonrada Müslüman olarak oğluna da, efendisi Kuteybe’nin ismini vererek bağlılığını kanıtlar.. Etkili bir kolonizasyon yapmak isteyen Kuteybe bunun için öncelikle yerli halkı İslamlaştırmaya başlar.. Buhara halkı önceleri Müslüman olmuş gibi görünselerde bu dini kabul etmek istemezler..Kuteybe Türklerin aslında Müslüman olmadıklarını, evlerinde İslami kuralları tatbik etmediklerini anlar ve yeni bir yöntem geliştirir..Bu yönteme göre Türkler evlerini Araplarla paylaşmak zorunda bırakılırlar ve bu şekilde bire bir kontrol altına alınırlar.. İslami kurallara uymayanlar ise ağır cezalara uğratılırlar..

( Bugün, bazı İslami yazarlar bu getirilen tedbirlerin İslam'ın Türkler tarafından kabul edilmesinde çok yarar sağladığını açıkca ifade ederler..Bu yaklaşım da üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.. )
Kuteybe’nin bu zorlamaları karşısında, halkdan bazı direnişçiler çıkar.. Gizlice silahlanırlar..Bu durum karşısında Araplar camiye dahi silahsız gidemez olurlar..Kuteybe baskıları arttırır, kendi aralarında örgütleşen Türkleri yakalattırıp öldürtür.. Bu arada yeni vergi yasaları getirir.. Yerli halk, halifeye senede 200000 dirhem, Horasan valisi Haccac’a da 10000 dirhem vergi ödemeye mecbur bırakılır.. Bunun dışında Arap askerlerinin atlarına yem temin etmeye, oraya getirilip yerleştirilen Arap ailelerine odun temin etmeye ve onlara tahsis edilen arazilerde çalışmaya mecbur bırakılırlar.. Kadınlar, kızlar Araplara cariye yapılırlar.. Buhara Türkleri bu yıllarda dünyadaki çok az milletin yaşadığı vahşeti ve ızdırabı yaşar.. Kuteybe’nin getirip Türk evlerine yerleştirdiği Arap’lar, Türklerin o zamana kadar yaptıkları bütün birikimlerinin üzerine konarlar, Türklerin tarlalarını alır ve Türkleri o tarlalarda çalıştırırlar.. İste Tek din İslam oluncaya kadar savaşın diyen ayet, Arapları Türklerin sırtından geçimlerini sağlayacak ortamı yaratmıştır..Allah dini dedikleri İslam, Ahzab Suresi / 50 de olduğu gibi, savaşta gasp edilen Türk kızlarınıda ganimet olarak görür, ve Araplara cariye olmalarını helal kılar..Cuma namazı zorunlu hale getirilir.. Genede Türkerden rağbet görmez. Bunun üzerine Kuteybe, namaza gelenlere 2 dirhem vaad ederek önce fakirler üzerinde İslamın etkili olmasını temine çalışır.. Bu uygulama nispeten başarılı olur.. Fakir halktan para için camiye gidenler olur..


1. Büyük Katliam (Talkan Katliamı)

Buhara’da olanlar diğer Türk Beyliklerinde de etkilerini gösterir.. Aynı şeylerin kendi başlarına geleceğinden korkmaktadırlar.. Sogd meliki Neyzek Tarhan şehrinin yıkıma uğramaması için Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır.. Bu anlaşmaya göre Tarhan haraç verecek ve tarafsız kalacaktır.. Ancak bu tarafsız kalmalar ve Türklerin birleşememeleri Arapların işlerini kolaylaştırmış ve Türk beyliklerini istedikleri gibi istila edip talan etmişlerdir.. İlk olarak saldırıya uğrayan Kibac Hatun’a diğer beyliklerden yardım gelmeyince, o yardımı esirgeyenler aynı akibete uğramışlardır.. Bu olaylarda Türklerin belli bir şekilde organize olamamaları da onların Araplar tarafından istila edilmelerini kolaylaştırmıştır.. Neyzek Tarhan daha sonra Kuteybe ile yaptiğı anlaşmada hatalı olduğunu ve bu anlaşmanın kendisine hiçbir güvence getirmeyeceği gibi diğer Türk Beylerine de ihanet etmiş olacağını anlar.. Tohoristan’a dönerek bütün Türk Beyliklerine birer mektup yazar ve onları ortak bir direnişe girmeleri için uyarmaya çalışır.. İlk olumlu yanıt Talkan meliki Sehrek’den gelir..Tarhan’ın planlarını öğrenen Kuteybe, buna karşılık Belh şehrinde hazırlık yaparak, baharda büyük bir ordu ile Talkan şehrine doğru yürür.. O ana kadar bir direniş hazırlığı yapamayan Talkan şehri meliki Sehrek, Kuteybe’nin gelişinden önce şehri terkeder.. Şehre hiç savaşmadan giren Kuteybe’nin adamları şehirde eli kılıç tutabilen nekadar erkek varsa hepsini kılıçtan geçirirler.. Bu katliam o zamana kadar yapılanların en büyüğüdür.. Kuteybe bu katliamı diğer beyliklere ibret olması için yapar.. Kuteybe’nin askerleri öldürebildikleri kadar öldürürler, geri kalanları da, Talkan yolu üzerindeki ağaçlara asarlar.. Bu yolun 4 fersah ( 24 Km.) mesafelik bölümü Türklerin ağaçlara asılan cesetleri ile doludur.. Talkan katliamı tarihe, Arapların o güne kadar yaptıkları katliamların en büyüğü olarak geçmiştir.. Halk, Müslüman Araplarla savaşmadığı halde, Kuteybe ve askerleri sırf diğerlerine örnek olsun diye 40.000 kadar kişiyi kılıçtan geçirmiş, ağaçlara asmıştır.. bütün bunlar hep İslam adına yapılmıştır..

Kuteybe, Talkan katliamından sonra Suman’a girer.. erkeklerin pek çoğunu öldürterek, kadınlarını ve kızlarını cariye olarak alıkoyar.. Daha sonra Kes ve Nesef’de aynı şeyleri yapar.. Erkekler öldürülür, Türk kadın ve kızları utanç verici bir şekilde Araplara cariye olurlar.. Daha sonra Faryab’a yönelir ve Faryab’ın teslim olmasını ister.. Faryab halkı başlarına gelecekleri bildiklerinden teslim olmaya yanaşmazlar.. Erkekleri dövüşerek ölürler.. Bütün şehir yakılır.. Araplar bu şehre yakılmış şehir anlamında Muhtereka derler.. Kuteybe, Faryab’dan sonra, Tarhan’ın çekildiği kale Bazgis’i kuşatır.. 2 ay süreyle devamlı olarak buraya saldırır fakat bir sonuç elde edemez.. Bu arada kış yaklaşır..Kuteybe’nin kışın savaşacak gücü yoktur ancak, kale içindeki Türklerin de yiyecekleri bitmiştir.. Her iki tarafta savaşın kendileri için kaybedildiğini düşünür.. Kuteybe son olarak bir hileye baş vurur.. Tarhan’ın yanına Muhammed bin Selim adındaki adamını gönderir.. Muhammed ibni Selim Tarhan’ın teslim olması durumunda kendisine hiç bir şekilde zarar gelmeyeceği güvencesini verir.. Kalenin açlık içinde olmasından dolayı Tarhan’ın Kuteybe’nin teklifini kabul etmesinden başka yapılacak bir şeyi yoktur.. Komutanları ile görüşüp teklifi kabul ederler.. Silahlarını teslim ederek kaleden çıkarlar.. Tarhan kaleden çıkar çıkmaz yakalanır, etrafı hendek açılmış bir çadırda zincire vurulur..Kuteybe bu arada Tarhan’ı hemen öldürmez.. Haccac’a haber göndererek ne yapacağını sorar.. Haccac Tarhan için, “ O bir Müslüman düşmanıdır hiç aman vermeden öldür” der.. Kuteybe önce Tarhan’ın iki oğlunu, Tarhan’ın ve toplanan halkın gözü önünde öldürtür.. Arkasından 700 kadar Türk savaşçısının başlarını yine Tarhan’ın ve halkın gözü önünde kestirir.. Tarhan’ı da bizzat kendisi öldürür.. Bütün kesilen başlar Haccac’a gönderilir.. Kuteybe sanki Kuran’daki ayetleri yerine getirmiştir..

9 Tevbe. 123. Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar (savaş anında) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakınanlarla beraberdir.

Tarhan’ın öldürülmesinden sonra, Kuteybe, Aral Gölü’nün altında bulunan Harzem bölgesine yürür.. Harzem’de Caygan ile Havarizat arasında taht kavgası vardır.. Kuteybe Caygan’la işbirliği yapar.. Önce Havarizat ile etrafındakileri öldürtür.. Arkasından Camhud melikini yenerek 4000 civarında esir alırlar.. Ancak, daha sonra bunlar Kuteybe’nin emri üzerine öldürülürler..

Bu olay, Ziya Kitapçı'nın, İslam Tarihi ve Türkler adlı kitabında aynen şöyle anlatılır;
Bu harblerden birinde, et-Taberi'nin bütün tafsilatı ile anlattığına göre, bir defasında Abdurrahman b. Müslim, Kuteybe'ye, 4000 esirle gelmişti. Kuteybe, Abdurrahman'ın böyle kalabalık Türk esirleri ile geldiğini görünce hemen tahtının çıkarılmasını ve bir meydana kurulmasını istedi. Tahtının üzerine mağruru bir eda ile oturan Kuteybe, bu Türk esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini soluna, bin tanesini arkasına ve bin tanesinide önüne dizilmelerini söylemiş ve sonrada Arap askerlerine dönerek yalın kılıç bu Türklerin kafalarının koparılmasını emretmiştir. Cebbar, zorba, insafsız Arap komutanının etrafının bir anda bu Türklerin kafa kol ve gövdeleri ile bir kan gölü haline geldiğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu harblerde öldürülen Türklerin haddi hesabı yoktu. Nitekim bu vahşetten adeta gururlanan bir Arap şairi Kaah el-Aşkari şöyle haykırmıştır,

Kazah ve Facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış zavallı Türkleri öldürdüğünüz geceleri hele bir hatırlayınız.

Herkesi kılıçtan geçirdiniz. Sadece ata dahi binmeyecek yaşta küçük çocuklar kaldı. Binenlerde o hırçın atların sırtında sanki bir yük gibiydiler. ( Sayfa 314 )

Harzem’de ayaklanan halk, Kuteybe ile işbirliği yaptığı için Caygan’ı öldürür..Bunun üzerine, Kuteybe bütün Harzem’i yakıp yıkar, halkı kılıçtan geçirir.. Harzemli ünlü Türk bilgini, Biruni Harzem’deki uygarlığın yok edilişini şu şekilde anlatır.. “Kuteybe, her çareye baş vurarak Harzemlilerin yazılı dilini bilenleri, geleneklerini koruyanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylece herşey karanlıklara gömüldü.. İslam Harzemlilerin içinde girerken, onların tarihi hakkında bilinenleri artık öğrenme olanağı bırakmadı..Harzem’i yıktıktan sonra Kuteybe, Semerkant üzerine yürür..Semerkant meliki Gurek üzerine gelen Müslümanlara karşı diğer Türk Beyliklerinden yardım ister.. Taşkent ve Fergane’den yardım gönderir, fakat gelen birlikler yolda Kuteybe’nin askerleri tarafından pusuya düşürülerek yok edilirler..Semerkant, kuşatılır.. Araplar mancınık ateşi ile saldırırlar.. Daha fazla dayanamıyacağını anlayan Gurek, Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır..Bu anlasmaya göre,

1.Semerkant Araplara hersene 2.200.000 altın ödeyecektir..
2.Bir defaya mahsus olmak üzere 30.000 Türk gencini esir olarak verecektir..
3.Şehirde Cami yapılacaktır..
4.Şehirde eli silah tutan kimse dolaşmayacaktır..
5.Tapınak ve putlardaki tüm mücevherler Kuteybe’ye teslim edilecektir..

Daha sonra Kuteybe, altından yapılan putları erittirerek alır ve Merv’e geri döner.. Dönerken kardeşi Abdurrahman bin Muslim’i Semerkant’ın başına vali olarak bırakır..
Kuteybe’nin Merv’e dönüşünden sonra, Türkler kendi aralarında işgalci Müslümanlara karşı bir direniş birliği kurarlar.. Zaman zaman Ceyhun ırmağını geçerek Araplara pusu kurar ve ciddi zararlar verirler.. Haccac Kuteybe’ye Taşkent ve Fergana’yi işgal etmesi talimatını verir.. Kuteybe Taşkent’e gider fakat başarılı olamaz.. Bu arada Haccac ölür. Halife Velid, Kuteybe’ye Türklere karşı savaşları devam ettirmesini söyler.. Kuteybe bu sefer Kasgar’a doğru yola çıkar.. Tam Kasgar’ı kuşatacakken Halife Velid ölür, yerine Süleyman ibni Abdülmelik halife olur.. Bu yeni Halife ile arası hiç iyi olmayan Kuteybe Kasgar seferini yarıda bırakarak ona karşı ayaklanır, ancak kendi komutanları tarafından 11 yakını ile birlikte 716 senesinde kafası kesilerek öldürülür.. Çünkü Kuteybe’nin komutanları Halifeye karşı gelmek istememişlerdir..


2. Büyük Katliam.. (Curcan Katliamı)

Kuteybe ve Haccac’ın ölümü, Arapların Türkleri Müslümanlaştırmak ve Türk şehirlerini talan etmek politikalarında bir değişiklik yapmamıştır.. Öncelikle, Araplardaki Türklere karşı olan korku ortadan kalktığı için, Araplar, Kuteybe’den sonra da aynı şekilde Türk yurtlarına saldırılarını sürdürmeye devam etmişlerdir.. Kuteybe’nin öldüğü aynı yıl olan 716 da, Yezid ibni Muhelleb Horasan’a vali atanır.. İlk iş olarak Dağıstan’ı işgal eder.. Dağıstan meliki Saltekin, Yezit’e karşı uzun süre dayanır.. Sonunda Dağıstan düşer.. Şehir yağmalanır ve 14000 kişi öldürülür..Dağıstan’dan sonra Curcan’a yönelir.. Curcan 300.000 dirhem karşısında savaşmadan teslim olur.. Yezid, Curcan’a bir bölük asker yerleştirerek, Taberistan’ a doğru yola koyulur.. Taberistan Meliki, İsfehbed, Deylem melikinden 10000 kişilik bir yardım alarak savaşa başlar.. İsfehbed savaşırken, Curcan halkı da ayaklanarak Esed ibni Abdullah komutasındaki askerleri imha ederler.. Yezid öfkeye kapılır, Curcan’lı Türkleri yendiğinde kanlarından değirmen döndürüp ekmek yiyeceğine dair Allah’a yemin eder.. Askerlerini toplayarak Curcan üzerine yürür.. Curcan beyi, şehirden çıkarak Curcan kalesine çekilir. 7 ay süren savaştan sonra, kale düşer.. Curcan beyi öldürülür.. Kaledeki askerler esir alınır.. Araplar, daha sonra Curcan şehrine girerler.. Burada da aynı şekilde Kuteybe’nin yaptiğı katliama benzer bir katliam yapılır.. Türkleri öldürerek, 4 fersah boyunca sağlı sollu ağaçlara astırır.. Allah’a verdiği sözü yerine getirmek için, esir aldığı binlerce Türk’ü, Enderiz vadisindeki nehrin kenarına sürükler, orada askerlerine korumasız Türkleri öldürtür.. Öldürülen Türklerin kanlarını nehire akıtır.. Nehrin suyuyla akan kanlardan, ilerideki değirmenden un ve ekmek yaptırarak yer ve Allah’a verdiği sözü yerine getirir.. Katliamdan geriye kalan kız ve kadınlardan beş de biri cariye olarak halifeye ayrıldıktan sonra, geriye kalanlar askerler arasında ganimet olarak paylaştırılır..

Kaynaklar Curcan katliamında Talkan katliamında olduğu gibi yaklaşık 40.000 Türk’ün öldürüldüğünü söylerler..
717 yılından sonraki zaman, Arapların kendi aralarındaki çatışmalarla geçer.. Buraya kadar dikkat ederseniz, ilk Arap saldırıları başladığında Kibac hatun diğer Türk Beyliklerinden yardım istediği halde istediği yardım kendisine verilmemişti.. Sonra o yardımı göndermeyenler, yardıma muhtaç duruma düştüler.. Bu olaylardan Türklerin daha o zaman da aralarında tam bir birlik ve beraberlik sağlayamamış olduklarını görüyoruz.. 717 yılında Ömer ibni Abdulziz halife olur..İki yıl sonra hastalanır yerine, 719 da, Yezid ibni Abdülmelik geçer.. Yezid ibni Abdülmelik ile Yezid ibn Mehleb’in arası iyi değildir.. Yezid ibn Mehleb hapse attırılır ancak, Yezid ibni Mehleb hapisten kaçarak, Basra’da örgütlenir ve Yezid ibni Abdülmelik’e karşı ayaklanır.. 721’de Abbas ve Mesleme adında iki komutan önderliğinde kurulan hilafet ordusu Yezid ibni Mehleb ile savaşır.. Bu savaşta Abbas ve Yezit ibni Mehleb olur.. Yezit’in kafası kesilerek halife Yezit ibn Abdülmelik’e yollanır.. Mesleme, Mehleb’in yakını olan yaklaşık 300 kişinin daha kafasını kestirerek öldürtür. Yezid ibni Mehleb’in oğlu olan, Muaviye ibni Yezid’de elinde bulundurduğu 32 kadar Mesmele taraftarının kafasını kestirtir.. Aralarındaki savaş, Mehleb taraftarlarının tamamen yok edilmesi ile biter… Mesmele, Mehleb’den ele geçirdiği aralarında Türklerin de bulunduğu cariyeleri Cerrah ibni Hakem’e satar..Bu arada, Yezid ibni Mehleb’in yerine getirilen yeni Horasan Valisi, Cerrah ibni Abdullah, Türkmenistan’ın iç kısımlarına bazı saldırılar yaparsada başarılı olamaz..

Kuteybe’nin ölümüyle birlikte Türk topraklarına yapılan akınlar eskisi kadar başarılı olamamışlardır.. Bu dönemde İslam yayılmacılığı bir duraksama içine girer.. Halife II. Ömer ibn Abdülaziz, işgal altında bulunan yörelerdeki Arap egemenliğinin her geçen gün biraz daha zorlaşır bir hale gelmesinden dolayı bu bölgelerde yaşanan gerginliğin azaltılarak İslam’ın kuvvetlendirilmesine çalışır.. Kendisine bağlı yöneticilere, “ Bundan böyle Türk Beyliklerine saldırmayın, hakimiyetiniz altında bulunan bölgelerde gücünüzü arttırarak İslamı yaymaya çalışın” demiştir.. Ayrıca, II. Ömer, Müslüman olan halklardan cizye alınmamasını istersede, Arapların gelirlerinde önemli ölçüde düşme olmasından dolayı bu karardan daha sonra, Türklerin Müslümanlıkarında samimi olmadıkları bahane edilerek vazgeçilmiştir.. Bu arada Horasan’da Cerrah ibni Abdullah, yerine Abdurrahman ibni Nuaym atanmıştır..

Hakan Sulu'nun Göktürk Boylarının Başına Geçmesi

Türkler, Arapların istilasına karşı direnişlerini Çin’den yardım isteyerek sürdürürler.. Daha önce Araplarla işbirliği içinde olan Tugsad da, 718 yılında Çin imparatorundan yardım ister.. Çin, Türklere yardım göndermez.. Turgis Kaani Sulu, Bati Göktürk Boylarının başına geçerek, 720 yılında Sogd’daki Türklerin Araplara karşı isyanını desteklemek için bir birlik gönderir.. Sulu’nun, Kur-Sul adındaki komutanı, Seyhun nehrini geçerek, Sogd’a gelir ve oradaki diğer Türklerle birleşerek, Semerkant’a doğru yürür.. Arap Valisi, Said ibni Haris, Türkleri durduramaz ve Semerkant’a çekilir.. Ancak Türkler Semerkant’ı kuşatamazlar.. Bu arada Said ibni Haris yerine 721 yılında Horasan’a Said ibni Harasi atanır.. 722’de Hisam Halife olur, Said ibni Harasi’yi görevden alarak yerine Müslim ibni Said’i atar.. Müslim ilk olarak Afşin’i haraca bağlar.. Seyhun’u geçerek bütün ekinleri ve ağaçları yakarak ilerler.. Bunun üzerine Turgis Hakanı Sulu, Müslim’in üzerine yürür.. Sulu’nun üzerine geldiğini ögrenen Müslim geri çekilmeye başlar.. Seyhun nehri yakınlarında, bir başka Türk birliği tarafından durdurulur.. Bir yandan yukardan Sulu’nun birlikleri ilerlediği için acele eden Müslim, zayiat vermesine rağmen, Seyhun nehrini geçerek Semerkant’a çekilir.. Bu yenilgi üzerine, Müslim görevden alınır, yerine Esed ibni Abdullah atanır..Esed ilk olarak Hoten şehrini ele geçirerek yağmalar.. Ancak, Turgis Hakanının Müslim’i kovalamasından cesaret alan halk Araplara karşı ayaklanır.. 726 yılında Turgis Hakanı Sulu kararlı bir şekilde Esed’in üzerine yürür.. Huttal’da çarpışırlar.. Esed, Sulu karşısında ağır bir mağlubiyet alır.. Bunun üzerine 727’de Esed’de görevden alınarak yerine Esres ibni Abdullah atanır..
Esres halk üzerinde baskı uygulayarak denetim kurabileceğini düşünürsede başarılı olamaz.. Bir kısım halk Müslüman olduklarını söyleyerek vergi vermek istemezler ve Turgis’lerden yardım isterler. Turgis Hakanı Sulu 728 yılında Buhara’yı zapteder.. Bu arada Esres’in yerine Cüneyt ibn Abdurrahman geçer..Araplar Semerkant’a çekilir..Hakan Sulu ve Kur-Sul idaresindeki Turgis kuvvetleri 729 yılında 58 gün süreyle Arapları Kemerce kalesinde kuşatma altında tutarlar.. Açlıktan ölme noktasına gelen Araplar Kemerce’den çıkarak teslim olurlar, yapılan anlaşma gereğince teslim olanlar Debusia’ya gönderilirler.. Daha sonra Hakan Sulu, Semerkant’ı kuşatır.. Semerkant’ın işgal komutanı Savra ibni Hurr, Cüneyd ibni Abdurrahman’dan yardım ister.. Cüneyd yardıma gelmeden Savra ve Hakan Sulu Semerkant yakınlarında savaşırlar.. Araplar savaşı kaybeder, Semerkant’ın Arap Karargah komutanı Savra bu savaşta ölür.. Halife Hisam, Kufe ve Basra’dan 20000 kişilik ek bir kuvveti Cüneyd ibni Abdurrahman’a gönderir.. Hakan Sulu 732’de Buhara’yı terk ederek çekilir.. 734’de Cüneyd ibni Abdurrahman ölür, yerine Asım ibni Abdullah geçer, bir yıl sonra onun da yerine Halid ibni Abdullah geçer..

Hakan Sulu'nun Ölümü ve Cuzcan Beyinin ihaneti

Hakan Sulu, 737 yılında Halid’in üzerine yürür.. Araplar zayiat vererek Ceyhun’un güneyine çekilir.. Türkler Ceyhun nehrini geçerek Arapları Belh’e kadar çekilmeye zorlar, ancak Cuzcan önderi, Arap’larla birleşerek Hakan Sulu’nun ülkesine çekilmesine sebep olur.. Göründüğü kadarı ile eğer Cuzcan önderi Araplarla işbirliği yapmamış olsaydı Hakan Sulu’nun ordusu muhtemelen Arapları Türk topraklarından temizleyecekti.. Hakan Sulu ülkesine döndükten sonra bir zamanlar Araplara karşı beraber savaştiğı Kur-Sul tarafından şahsi nedenlerden dolayı öldürülür..

Bu gelişmenin birazda Çin tarafından tezgahlandığı, ve tarihte Çin’in Türk Beyliklerini birbirine düşürme siyaseti olarak görülür.. Hakan Sulu’nun ölmesi Araplar arasında sevinçle karşılanır.. Öyleki Horasan Valisi Araplara Hakan’ın öldürülmesinden dolayı şükür orucu tutulmasını ister.. Haberi Halife Hisam’a ulaştırırsa da, Halife bu haberin doğruluğunu anlamak için güvendiği adamlarını yollayarak haberin doğruluğunu öğrenmelerini ister.. Hakan Sulu’nun öldürülmesinden sonra Türkler bir daha toparlanamazlar.. Arapların Türk yurtlarından temizlenmeleri ile ilgili umutları bir anda söner.. Öncelikle Dikhanlar denen yerel egemenlikler Araplara büyük tavizler verirler.. Müslümanlığı kabul eden kişilere büyük ekonomik çıkarlar sağlanır.. Cizye olarak alınan vergilerin miktarları düşürülerek önceki zorlamalara göre çok daha yumuşak bir sömürü politikası uygulanır.. Buraya kadar ki tarihte Türklerin zorla Müslümanlaştırılmalarına hizmet etmiş olan en önemli 2 isim, Arap Komutanı Kuteybe ve Hakan Sulu’nun tam önemli bir darbe indirmek üzereyken kendini Araplara satarak onlarla işbirliği içine giren hain Cuzcan Beyi’dir.. Kur-Sul’da, Turgis Hakanı Sulu’yu şahsi çıkarları uğruna öldürerek ister istemez Arapların korkulu rüyasını ortadan kaldırmış, Müslümanlığın Türk topraklarında daha rahat bir şekilde yayılmasına neden olmuştur..

Kur-Sul'un Ölümü ve Türk Ordularının Dağılması

Emevilerin son valisi, Nasır ibni Seyyar’ın valiliğe gelmesi ile birlikte Güney Türkistan’da Arap güçlerinde bir toparlanma başlar. Nasır, Arap hakimiyetinin yumuşak bir politika ile daha kolay bir şekilde yayılabileceği bilinci ile güçlü bir ordu kurarak Türk topraklarına yayılır. 739 yılında Araplar Semerkant’a tamamen yerleşirler.. Ancak, Seyhun nehrini geçmeye çalışırlarsada, Kur-Sul komutasındaki Türk ordusu tarafından durdurulurlar.. Sayı olarak Kur-Sul’un ordusundan daha kalabalık olmalarına rağmen, nehrin öte tarafına geçmeye cesaret edemezler.. Ancak bu arada Araplar için hiç beklemedikleri bir gelişme olur.. Araplara karşı saldırı düzenlemeyi planlayan ve bu nedenle nehrin etrafında keşif yapan Kur-Sul, Arap askerlerine yakalanır.. Nasır, Kur-Sul’u hemen öldürerek cesedini Türklerin görebileceği şekilde Seyhun nehrinin kenarına astırır.. Bu manzara çok geçmeden Türkler üzerinde beklenen etkiyi yapar ve Türk ordusu zaten sayıca üstün olan Araplar karşısında dağılır.. Taşkent ve Fergana da teslim olur.. Nasır,bundan sonra Arap hakimiyetini daha yumuşak politikalar uygulayarak sürdürür.. Yurtlarını terk ederek giden Türklerin geri dönmeleri halinde vergi borçları affedilir.. Halk içinden Müslüman olanlara bazı ekonomik ve sosyal çıkarlar sağlanarak, onların kendiliğinden Müslümanlığı seçmeleri teşvik edilir.. İslam’ın taraftar bulabilmesi için, gerek korkutarak, gerek teşvik ederek gereken her türlü tedbiri alınır.. Bu alınan tedbirler yavaşda olsa sonuç verir.. Türk topraklarındaki son Emevi Arap valisi Nasır ibni Seyyar Türklere İslam’ı kabul ettirtmeyi başarmıştır..

Bizi ilgilendiren tarih buraya kadardır.. Bundan bir süre sonra Arap topraklarında, Emevi Hanedanının egemenliği son bulur ve Abbasilerin devri kendini gösterir..
749’da Abbasiler Emevi Hanedanını zorlamaya başlar.. Arap topraklarında başlayan iç savaş, Emevilerin dışarı yayılmaları için gerekli olan kuvvetin bölünmesine yol açar.. Abbasilerle birlikte, Müslümanlaştırılan halklar üzerinde daha uyumlu, onların örf ve ananelerine uyan bir İslam uygulanır.. Emevilerden sonra İslamiyetin evrensel bir din olduğu şeklinde uygulamalar yapılarak İslam'ın daha geniş kitlelere yayılmasına özen gösterilir.. Bu şekilde önceleri Arap dini olarak kurulan din, giderek daha bir evrensel görünüm kazanır.
Bu arada Araplar arası çatışmalar da giderek şiddetlenir.. Araplar arası kavgada Mevaliler, yani azat edimiş köleler de belli bir önem kazanırlar..

Bu çatışmaların içinde olan Arap şefleri Mevali’yi kendi taraflarına çekmek isterler.. Ancak, bütün Müslümanları eşit gören İslam karşısında Mevali’nin durumu belirsizdir.. Mevali, eşitliği öngören İslam adına, Arap üstünlüğüne karşı çıkar.. Ali tarafı ve Peygamberin amcası Abbas’ın soyu, Emeviler tarafından kendilerinden hile ve zorbalıkla alınan iktidarlarının asıl sahipleri olarak görünmeleri, beraberinde bir takım siyasal sorunları da başlatır.. Bu arada, sınıfsal farklılıklar ve beraberinde yaşanan olumsuzlukların nedeni olarak, ezilen sınıf tarafından İslamın kendisi değil, Emevi hanedanın iktidarı sorumlu tutulur..

Taberi Anlatımları

Aşağıdaki pasajlar doğrudan Taberinin anlatımından alınmıştır.

Tarih-i Taberi / Cilt 3/(Syf-343)

Her kim Türk’lerden baş getirirse yüz dirhem vereceğim. İmdi müslümanlar bir bir Türk’lerin başını kesip getirip 100 dirhemi aldılar. Ve Türk’leri dağıtıp hesapsız kırdılar ve mübaleğa ile mal ve ganimet alıp yine dönüp Merv’e geldiler.
Yaz gelince Kuteybe Horasan şehirlerine nameler gönderip asker topladı. Sonra göçüp Talkan’a vardı. Şehrek ki Talkan meliki idi. Neyzekle müttefik idi. Kuteybe’nin geldiğini işitince kaçtı. Kuteybe Talkan’a girdiği vakit hükmetti ki ahalisini kılıçtan geçireler. Nekadar kırabilirlerse kıralar. Bunun üzerine Kuteybe’nin askeri orada hesapsız adam öldürdü.
Rivayet ederler ki 4 fersenk yol iki taraftan muttasıl ceviz ağacı dallarına adamlar asılmış idi. Oradan göçtü. Mervalarüd’e kondu. Oradaki melik kaçtı. Kuteybe onun da iki oğlunu tuttukta kalan şehrin beyleri itaat edip istikbale geldiler.(Syf-344)
Kuteybe dedi: - Vallahi eğer benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar zaman kalmış olsa bunu derim ki (Uktülühü uktülühü uktülühü). ( Hepsini öldürün, hepsini öldürün, hepsini öldürün )
Bunun üzerine Neyzek’i ve iki kardeşi oğulları ki biri Sol ve biri Osman’dır. Ve yine o kendisi ile mahsur olanların hepsini öldürdüler. Hepsi 700 adam idi. Buyurdu başlarını kesip Haccaca gönderdiler.(Syf-347)
Kuteybe deve palanı demek olur.(Syf-351)
Ganimet malının beşte birini Haccac’a gönderip Semerkant’ın fethini de ilan etti. Haccac da bu haberi işitip sevindi. Kuteybe tekrar Merv’e döndü. Kardeşi Abdullah’ı Semerkant’a emir yaptı. Askerlerinin bir miktarını onun yanında bıraktı ve lüzumu kadar harp aleti verip, Abdullah’a dedi: Kafirlerden hiç kimseyi Semerkant’a girmeye bırakma, ancak eline bir parça balçık ver ve o balçığın üzerine mühür vur.(Syf-353)

Kuteybe’nin Havarizem Şehrine Gitmesi Haberi

Havarizem melikinin adı Çaygan idi. Ondan küçük Havarizad adlı bir kardeşi vardı. Çaygan’ın üzerine galebe etmiş idi ve onun bütün işini tutmuş idi. İşitse ki Çaygan’ın eline güzel bir cariye girmiş, yahut bir nefis bir kumaş almış derhal adam gönderip aldırırdı. Yine işitse ki bir kişinin güzel kızı var yahut güzel bir avreti var derhal mecal vermez,çekip alırdı. Hiç kimse men edemezdi. Ve Çaygan’a ondan şikayet etseler ben ona bir şey diyemem, derdi. Çaygan da onun elinden bunalmış idi.Bu işi bu şekilde uzatınca Çaygan’ın tahammül etmeye takatı kalmadı. El altından Kuteybe’ye adam gönderdi. Havarizem şehirlerinden üç şehrin kilitlerini bile gönderdi.
Ve Kuteybe’ye dedi: Havarizem’e gelip kardeşimi öldürürsen her ne dilersen vereyim,dedi. Lakin bu haberi hiç kimseye bildirmedi. Bu haber Kuteybe’ye ulaşınca gaza vaktı idi. Kuteybe kavmine Segat gazasına varırız diye bildirdi. Çaygan’ın adamını geri gönderdi. Havarizad’e haber verdiler ki Kuteybe Segad’a gazaya gider. O da gayet sevindi. Ve kavmine bildirdi ki bu yıl cenkten eminsiniz,zira Kuteybe segad’a gidermiş. Ve bizde iş’e meşkul olalım dedi.Bilmedi ki Kuteybe kendi üzerine gelir. Bu esnada Kuteybe ansızın bin atlı ile Medinetül Fil ki Havarizemin ulu ve muazzam şehridir. Zira Havarizem ülkesi üç şehirdir. Ondan ulusu yoktur. Kuteybe çıkıp geldi. Havarizem halkı Kuteybe’yi görüp korktular. Kuteybe doğru Çaygan’ın yanına geldi. Ve Havarizad’a haber verdiler ki ne gafil durursun işte Kuteybe erişip alemi fesada verdi. Havarizad anladı ki bu iş Çaygan’ın başı altındadır. Diledi ki Çaygan’ı öldüre. Lakin fırsat ve mecal bulamadı. İmdi hazır bulunan sipahi ile sürüp Medinetil Fil’e geldi. Çaygan o üç şehri Kuteybe’ye verip kendisi de Kuteybe’nin yanına geldi. Ve Havarizad şaşkına döndü. Nihayet Kuteybe’ye adam önderip aman diledi.
Kuteybe dedi: Amanı kardeşinden dile eğer o aman verirse benden emin ol.

Havarizad dedi: -İmdi bildim ki benim ölmem lazım. Zira benim kardeşime boyun eğmem ölmek demektir. Belki ölmek muti olmaktan iyidir, dedi. Bunun üzerine cenge koyuldu. Bir saat cenk edip sonunda tutuldu. Kuteybe’ye getirdiler. Kuteybe dedi: Kendini nasıl görürsün.
Havarizad dedi: -Ey emir,beni melamet etme ki ben kılıca eli onun için vurdum ki seninle benim aramda bir hüküm zahir ola. İmdi fırsat senin oldu, bana ne öğünmek gerek, ne dilersen et. Bunun üzerine Kuteybe buyurdu. Dışarı çıkıp boynunu vurdular.

Çaygan dedi: -Ey emir,henüz gönlüm şifa bulmadı.
Kuteybe dedi: -Daha ne dilersin?
Çaygan Dedi: -Dilerim ki onunla bile olan kimselerin hepsini öldüresin.
Kuteybe dedi: -İmdi sen benim yanıma topla, ben öldüreyim.

Çaygan da hepsini tutup getirdi. Kuteybe cümlesini öldürüp mallarını aldı. Çaygan şöyle şart etmiş idi ki: Bin baş esir ve nice bin kumaş vere. İmdi Kuteybe Medinetül File girip o malı Çaygan’dan aldı.
Çaygan Kuteybe’den yardım diledi. Zira Camhüd meliki daima gelip Çaygan ile cenk ederdi. Ve Çaygan’ı gayet incitirdi. Kuteybe Abdurrahman’ı ona yardıma gönderdi. Ve Abdurrahman varıp muharebe etti ve o meliki öldürdü. Çaygan o yerleri fethedip dört bin baş esir aldılar. Kuteybe buyurdu. Hepsini öldürdüler. (Syf-349-350)
-Şaş askeri bize gece baskın etmek dilerrmiş, imdi varın onların yolunda filan yerde pusuda durun. Ve onlar çıktığı vakit üzerlerine sürünüz. Ola ki bir fetih edesiniz,dedi. Muslih b. Müslim’I bunlara kumandan tayin etti. Muslih de gelip o 700 adamı üç bölük etti. Bir bölüğünü yolun sağ yanına,bir bölüğünü sol yanına koydu ve kendisi bir bölükle yolun üzerine durdu. Gece yarısı geçince Şaş askeri çıkıp geldiler. Muslih’i yol üzerinde görünce cenge meşgul oldular. Ve o iki bölük gaziler de iki taraftan hamle edip aç kurdun koyuna girdiği gibi kafirleri tarumar ettiler. Gazilerde Şübe adlı bir bahadır yiğit vardı. Kendisini Şaş güruhuna ve kalabalığına vurdu. Onların ortalarında bir melikzadeleri vardı.Yetişip Şübe onu kulağı tözünden kılıç ile çaldı. Öyle bir çaldıkı başı top gibi havaya uçtu. Şaş askeri bu heybeti gördüklerinde hepsi bozguna uğradılar. Müslümanlar ardına düşüp onları hesapsız kırdılar. Onlardan kurtulan pek az oldu. Ve onların ekserisi Melikzadeler idi. Ziynetli ve silahlı kimselerdi. Onların başlarını ve silahlarını ve elbiselerini hepsini aldılar geri dönüp Sürür ile Kuteybe’nin yanına geldiler. Ertesi gün Kuteybe hükmetti ki cenge atılalar.

Gavrek Kuteybe’ye adam gönderip dedi: -Bu ettiğin harbi öyle zannetme ki arapların kuvveti ile edersin belki acemden benim kardeşlerimdir ki sana yardım edip cenk ederler. Yoksa harbe arapları gönder.Gör ki biz de neler ederiz,dedi. Kuteybe bu sözü işitip gadaba geldi ve münadilere çağırttı. Müslüman mübarizleri toplanıp kafirlerin üzerine yürüyüş ettiler ve buyurdu ki mancınık kurdular ve bir burcu döğe döğe yıktılar. Ve Müslümanlar o yıkılan yerden hücum ettikte kafirlerden bir bahadır er gelip o gedikte durdu her kim ileri gelse mecal vermez öldürürdü. Müslümanlarda silahşörler çok idi. Kuteybe onları çağırtıp dedi ki: Sizden kim ki o şahsı ok ile vurursa ben ona on bin dirhem veririm. O silahşörlerden biri ileri yürüyüp ok ile o şahsı atıp gözünden vurdu ve ensesinden çıktı. Derhal düştü. O kişi Kuteybe’nin yanına gelip on bin dirhemi aldı.(Syf-351-352)


Rivayet ederler ki 4 fersenk yol iki taraftan muttasıl ceviz ağacı dallarına adamlar asılmış idi. Oradan göçtü. Mervalarüd’e kondu. Oradaki melik kaçtı. Kuteybe onun da iki oğlunu tuttukta kalan şehrin beyleri itaat edip istikbale geldiler.(Syf-344)

Kuteybe dedi: - Vallahi eğer benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar zaman kalmış olsa bunu derim ki (Uktülühü uktülühü uktülühü). ( Hepsini öldürün, hepsini öldürün, hepsini öldürün )
Bunun üzerine Neyzek’i ve iki kardeşi oğulları ki biri Sol ve biri Osman’dır. Ve yine o kendisi ile mahsur olanların hepsini öldürdüler. Hepsi 700 adam idi. Buyurdu başlarını kesip Haccac’a gönderdiler.(Syf-347)
Kuteybe deve palanı demek olur.(Syf-351)
.......


Bu 70 yıl süren Türk-arap savaşlarının en önemli noktaları ve sonuçları ;

1- 100.000'in üstünde Türk katledilmiştir.
2- 50.000'in üstünde Türk genci köle ve cariye yapılmıştır.
3- Şehirler yağmalanmış , ganimet diye halkın herşeyi talan edilmiştir.
4- Tüm zenginlikler , tarihi eserler yokedilmiş , yakılmış , yıkılmıştır.
5- Dünyanın en büyük katliamlarından biri olan "Talkan Katliamında" 40.000 Türkün kafaları kesilerek 24 km yol boyunca ağaçlarda sallandırılmıştır. (Tarihte örneği çok azdır.)
6- Aynı şekilde "Curcan Katliamında da esir alınan 40.000 Türk'ün nehir kenarında kafaları kesilmiş, nehrin suyu kıpkızıl olmuş, cesetler yine ağaçlarda sallandırılmıştır.
7- "Teslim olursanız canınız bağışlanacak" sözü hiç bir zaman yerine getirilmemiş, "Şeriat söz tanımaz" denilerek kadın-erkek kılıçtan geçirilmiştir.
8- Araplar tarihte yaşadıkları bu en büyük yağma ve talandan çok büyük servet elde etmişlerdir.
9- Türkler böyle bir vahşet ve mezalimi Çinlilerden dahi görmemişlerdir.
10-Bu tarihi gerçekler "islama leke gelmesin, Islam etkilenmesin" düşüncesiyle gizlenmekte, hic bahsi bile edilmemektedir.

Türkçü siyasetçiler dahi konuyu geçiştirmektedir. Bundan da Araplar nasiplenmektedir...

_________________
Resim

Allahü teâlâ hasımlarıma acısın, zira ben onlara acımayacağım."

Sakallı Nurettin Paşa”

“Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan’ız, Biz ki Türk oğlu Türk’üz; Biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk’ün Başbuğuyuz!”

Başbuğ Timur


Yasaklı Kaynaklar Listesi: Anadolu Ajansı(AA),Zaman Gazetesi,Today's Zaman,Aksiyon Dergisi,Cihan Haber Ajansı,Sızıntı Dergisi,Samanyolu TV,STV Haber,Sabah Gazetesi,Star Gazetesi,Taraf Gazetesi,Kanal 7,Ülke TV,TVT,Haber7.com,Rotahaber.com,Cafesiyaset.com,Newstime7.com,Tevhidhaber.com,Kanaltürk TV,Yeni Akit Gazetesi,Habervaktim,AKİT HABER,Yeni Şafak,Milli Gazete,Tahahaber.com,Bugün Gazetesi,Haberler.com,İnternethaber.com.ODA TV


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 11:10 am 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Çar Eyl 26, 2012 3:06 pm
İleti: 1826 <
UYARILAR:
UcanTekme yazdı:
Bastan sonuna kadar yalan ve iftira.

Ayni soylemler Osmanliya yapildigi gibi. O insanlar hz. Muhammed'in sav ordulari idi yahu.. Insaf..


Sayfalarca yazının, sizin için bilginiz temelinde cevaplanabilecek 6 kelimelik değeri bulunuyorsa vay halimize. Görüş sahibi olabilirsiniz ama bilgi sahibi olmadan görüş sahibi olunamaz. Asla unutmamanız gereken nokta, Türkler gibi son derece savaşcı ve yiğit bir milletin, karşılarına çıkan bir kavme hemen rıza göstererek barışçıl şekilde güdümüne giremeyecegidir. Eğer hayallerinizde ve kafalarınızda oluşturlan masallar doğru olsaydı, Türkler Çinliler ile ilişkilerinde Budist, Avrupa içlerine girdiklerinde Viyana önlerine gelene dek Hrıstıyan olur, bugün belkide bu forumda papanın durumunu tartışan katolikler olabilirdik. Türk, kolay teslim olan ve her denilene kafa sallayacak hemen rıza gösterecek bir millet değildir. Orta asya Türk töresinden habarinizin olmadığı kesin.Kolay teslim olmadığı ve karşısına çıkan her kavime, üstünlük saglayabilmek için yaptığı mücadeleleri düşünürseniz; tarihindeki savaşların niye bu kadar fazla yer tuttuğunu biraz anlamış olursunuz. İnsafdan önce bilgi ve biraz akıl gerekir.



_________________
Resim



Cehennem boş, bütün şeytanlar burada ( William Shakespeare )


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 12:07 pm 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: Cum Oca 18, 2013 1:48 pm
İleti: 1102 <
UYARILAR:
Öncelikle Sayın Kılıç'a bu katliamları gündeme getirdiği için, Sayın Hacı İlbey'e de Uğur Mumcu'nun meşhur tespiti olan "Türkiye; bilgisi olmayan, ama fikri olan insanların ülkesi" sözünü hatırlatarak yaptığı yorumlar için teşekkür etmek istiyorum.

Sayın UcanTekme, "Bastan sonuna kadar yalan ve iftira. Ayni soylemler Osmanliya yapildigi gibi. O insanlar hz. Muhammed'in sav ordulari idi yahu.. Insaf.." diyorsunuz.

Şunu sormak isterim: Yalan ve iftira atan kim? Sayın Kılıç mı? Öyleyse, kendisini refere ettiği muteber kaynaklarda bulunmayan şeyleri yazmakla itham ediyor olmalısınız? Öyle mi?

Yoksa yalancı Taberi mi? Siz Taberi'nin kim olduğunu biliyor musunuz? İsterseniz bir araştırın ve ondan sonra tekrar yalancı deyin. Bu arada Taberi'nin bu konularda neden yalan söyleme ihtiyacı duyduğunu da izah edersiniz herhalde geniş bilgi dağarcığınızla?

Peki bu katliamları kaleme alan tek dönem tarihçisinin Taberi mi olduğunu sanıyorsunuz? Diğerleri hakkında bilginiz var mı? Onlar da yalancı mı? Arap tarihçilerin neden kendi milletlerine iftira attıklarını izah edebilir misiniz?

"O insanlar hz. Muhammed'in sav ordulari idi" diyorsunuz. İlk Türk -Arap çatışması, 651 yılında yaşanmıştır. Peygamber 632 yılında vefat etmişti.


En son Rumeli tarafından, Çar Şub 20, 2013 12:34 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.

Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 12:26 pm 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: Cum Oca 18, 2013 1:48 pm
İleti: 1102 <
UYARILAR:
Dostlar, bildiğiniz gibi Arap -Türk savaşları 651 yılında başlamıştır. "Modifiye" tarihimizde abartılı bir önem atfedilerek anlatılan Talas Savaşı 751 yılındadır. Arada tam 100 yıl vardır. Lise tarih kitaplarında ilk çatışmalar bir cümleyle değinildikten sonra, 100 yıllık bir sıçrama yapılarak Talas Savaşı'na gelinmektedir. 100 yıl içinde ne oldu? Bir kelime yok....

Peki Talas Savaşı nasıl aktarılır? Efendim, Türkler Çin ordusuna karşı Araplarla işbilirliği yaptı ve akabinde İslam'a geçiş hızlandı(!). Aynı savaşta Çin ordusuyla işbirliği yapan Türk kabilelerinden bahsedilmez. İslam'a geçişin hızlanması ise düpedüz yalandır. O zaman, 751 yılından, son Hazar (Türk) Kağanının öldüğü 1016 yılına kadar yapılan savaşlar nedir? Bu nasıl hızdır ki tam 250 yıl sürmüş? İlk 100 yılı da katarsak, tarihimizin 350 yılı kayıptır dostlar.

Gerçek Türk kahramanları olan Sulu Çor Kağan, Kül Çor Kağan'ın adı bile pek anılmaz ülkemizde. Kimse bilmez, tanımaz...


En son Rumeli tarafından, Çar Şub 20, 2013 12:35 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.

Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 12:33 pm 
Çevrimdışı
Yeni Üye

Kayıt: Cum Oca 04, 2013 1:20 pm
İleti: 8 <
UYARILAR:
UcanTekme yazdı:
Bastan sonuna kadar yalan ve iftira.

Ayni soylemler Osmanliya yapildigi gibi. O insanlar hz. Muhammed'in sav ordulari idi yahu.. Insaf..


Sn Rumeli' nin de belirttiği gibi iki ordu Hz. Muhammed zamanında karşılaşmamıştır. Farzedelim ki karşılaştılar, orduların "Hz. Muhammed' in ordusu" olması yukarıda yazanların yalan ve iftira olduğu anlamına gelmez.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 12:41 pm 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: Çar Eyl 26, 2012 10:45 am
İleti: 65 <
UYARILAR:
Kılıç;
Her ne kadar okuduğum/bildiğim bir konu olsa da hatırlatma için teşekkürler.

Özellikle konunun hiç bir mecrada tartışılmaması düşündürücü.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 12:54 pm 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Çar Eyl 26, 2012 3:06 pm
İleti: 1826 <
UYARILAR:
naper yazdı:
Kılıç;
Her ne kadar okuduğum/bildiğim bir konu olsa da hatırlatma için teşekkürler.

Özellikle konunun hiç bir mecrada tartışılmaması düşündürücü.


Tarihin pek açılmayan tozlu sayfalarını cevirdikçe ortalık toz duman içinde kalıyor. Özgür düşünce için gerçeklerin bilinmesi şarttır. Bu gerçekleşene kadarda insanların biraz toz yutup rahatsız olması normaldir.

_________________
Resim



Cehennem boş, bütün şeytanlar burada ( William Shakespeare )


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 1:06 pm 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal Tem 10, 2012 10:24 pm
İleti: 3716 <
UYARILAR:
UcanTekme yazdı:
Bastan sonuna kadar yalan ve iftira.

Ayni soylemler Osmanliya yapildigi gibi. O insanlar hz. Muhammed'in sav ordulari idi yahu.. Insaf..



Neye dayanarak yalan ve iftira diyebiliyorsunuz,bana yalan olduğuna dair kanıt gösterin.Nedir bu arapları koruma ve kollama sevdanız.

_________________
Resim

Allahü teâlâ hasımlarıma acısın, zira ben onlara acımayacağım."

Sakallı Nurettin Paşa”

“Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan’ız, Biz ki Türk oğlu Türk’üz; Biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk’ün Başbuğuyuz!”

Başbuğ Timur


Yasaklı Kaynaklar Listesi: Anadolu Ajansı(AA),Zaman Gazetesi,Today's Zaman,Aksiyon Dergisi,Cihan Haber Ajansı,Sızıntı Dergisi,Samanyolu TV,STV Haber,Sabah Gazetesi,Star Gazetesi,Taraf Gazetesi,Kanal 7,Ülke TV,TVT,Haber7.com,Rotahaber.com,Cafesiyaset.com,Newstime7.com,Tevhidhaber.com,Kanaltürk TV,Yeni Akit Gazetesi,Habervaktim,AKİT HABER,Yeni Şafak,Milli Gazete,Tahahaber.com,Bugün Gazetesi,Haberler.com,İnternethaber.com.ODA TV


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 1:38 pm 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: Cum Ağu 17, 2012 4:19 pm
İleti: 178 <
UYARILAR:
O ordu peygamber efendimizin ordusuydu kabul İslam ordusuydu ona da kabul Hz.Hüseyinin kafasını kesen kızılderililerdi sende bunu kabul et anlaşalım :)))


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 1:47 pm 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Tem 29, 2012 2:27 pm
İleti: 257 <
UYARILAR:
UcanTekme yazdı:
Bastan sonuna kadar yalan ve iftira.

Ayni soylemler Osmanliya yapildigi gibi. O insanlar hz. Muhammed'in sav ordulari idi yahu.. Insaf..



Yukarıda zaten gereken cevabı vermiş diğer üyeler.

Araplar eğer normal bir millet olsaydı bütün dinleri Allah oraya indirmezdi.Dünyanın en sapkın milleti araplardır.Hala kendi kendilerini yiyorlar.Yahudi dediğimiz kavim bile arapların akrabasıdır.

Hz Muhammed ile alakası yok konunun.Çoğumuz zaten müslüman.Ama bu gerçekleride yalanlamak normal olmaz.İyi araştırınız.Sizle aramızda bir fark yok.
Aynı yerlerden geldik ve şuanda aynıyız.Ama nasıl geldik ? Koca bir millet nasıl bu sürece geçti


Türk milleti orta asyadan beri çıktığı bu yolculukta hep soykırıma uğradı.Her durulan durakta yeni bir katliam yaşadık.

_________________
Göktürkler


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 1:57 pm 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: Cum Ağu 17, 2012 4:19 pm
İleti: 178 <
UYARILAR:
Luftwaffe yazdı:
UcanTekme yazdı:
Bastan sonuna kadar yalan ve iftira.

Ayni soylemler Osmanliya yapildigi gibi. O insanlar hz. Muhammed'in sav ordulari idi yahu.. Insaf..



Yukarıda zaten gereken cevabı vermiş diğer üyeler.

Araplar eğer normal bir millet olsaydı bütün dinleri Allah oraya indirmezdi.Dünyanın en sapkın milleti araplardır.Hala kendi kendilerini yiyorlar.Yahudi dediğimiz kavim bile arapların akrabasıdır.

Hz Muhammed ile alakası yok konunun.Çoğumuz zaten müslüman.Ama bu gerçekleride yalanlamak normal olmaz.İyi araştırınız.Sizle aramızda bir fark yok.
Aynı yerlerden geldik ve şuanda aynıyız.Ama nasıl geldik ? Koca bir millet nasıl bu sürece geçti


Türk milleti orta asyadan beri çıktığı bu yolculukta hep soykırıma uğradı.Her durulan durakta yeni bir katliam yaşadık.


Osmanlı padişahı İslam halifesiydi ,ben faşist biri değilim ama bu Arap milleti İngilizler le bir olup halifesinin ordusunu Arap çöllerinde kırmadımı...Bırakalım bu işi.İslam bir tarafa TÜRK oğlu araptan çektiğini bizans tan bile çekmedi.Resmi tarih safsatadan ibaret .Türkün dilini dinini örfünü töresini kim değiştirdi


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 2:06 pm 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Tem 29, 2012 2:27 pm
İleti: 257 <
UYARILAR:
Kesinlikle öyle sayın pardus

Zamanı geri alamayız belki ama tarih kitaplarını ve tarih derslerinin işlenişine bunları ekleyebiliriz.Hatırladığım kadarı ile arap katliamından çok az bir kısım vardı kitaplarımızda.Şuan oda varmı bilmiyorum.

Okullarda varsa yoksa Osmanlı,Kurtuluş savaşı tarihi veriliyor.Bu çok yetersiz.Komik olanda yıllarca aynı konuların işlenmesi.
Üniversite 1. sınıfta bile lise tarihinin aynısı anlatılıyordu.

_________________
Göktürkler


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 2:31 pm 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal Ekm 16, 2012 12:47 am
İleti: 276
Konum: İstanbul <
UYARILAR:
Türkler’in Müslüman dini ile ilk temaslar, VII. asrın sonlarından başlar. 610′da doğan ve 634′te Arabistan sınırlarını aşan Müslümanlık, VII. asır sonlarında Horasan’a vardı ve Türkler’le, Batı Türk Hakanlığı ile temasa geçti. Bu tarihten itibaren Müslüman dinini tanıyan Türkler, 150 yıl kadar, bu yeni dini incelediler. Bu müddet içinde İslâm imparatorluğunun hizmetine giren yüz binlerce Türk, Müslüman oldu.

Hattâ Halife’nin başkumandanlığı Türkler’in eline geçti. Mısır-Suriye’de ilk Müslüman Türk devleti olan Tolunlu devleti, bir Oğuz Türkü tarafından kuruldu.

Müslüman dini, Türkler’in yaşadığı Orta Asya ülkelerinde de yavaş, fakat emin adımlarla yayıldı. Önce Türkler’in Karluk boyunun bir kısmı Müslüman oldu. Bu boyda Buda ve Mani dininden Budistler ve Manihaistler de çoktu. Mâverâünnehir’de, yani Amu-Deryâ ile Sır-Deryâ nehirleri arasında kalan ülkelerde ve Sır-Deryâ’nın daha ötesinde Türkler, birçok dine mensuptular. Hattâ bazı bölgelerde çeşitli dinlere mensup Türkler karışık yaşıyorlardı. Eski dinleri olan Gök Tanrı’yı yavaş yavaş bırakıyor, Budist ve Manihaist oluyorlardı. Müslümanlar daha azdı. Fakat bu çağda yine de Türk’lerin büyük ekseriyeti Gök Tanrı dinindendi.

Araplar’ın Çinliler’e karşı kesin şekilde vaziyet almaları, Türkler’le Müslümanlar’ı yaklaştırdı. X. asrın ilk çeyreğinde Mâverâünnehir, tamamen bir Müslüman ülkesiydi. Bu ülkede yaşayan İranlılar ve sayıları onlarınkine yakın olan Türkler, Müslüman’dı. Bu halk, Sâmânî devletinin tab’ası idi. Mâverâünnehir, daha önceden ve bin yıldan beri Büyük Türk Hakanlığı‘na ait olduğu halde, Arap fethinden sonra Sâmânîler’e geçmişti. Bağdad’daki Abbâsî Halîfesi’ne tâbi olduğunu söyleyen, fakat gerçekte tamamen müstakil bulunan Sâmânîler, kudretli bir İranlı krallıktı. Türk İmparatorluğu, Balasagun ve Kâşgar’ı taht şehri olarak seçince, Sâmânîler’le karşı karşıya geldi. Jeopolitik zaruretler, Sâmânîler’le savaşı ve Mâverâünnehir’in fethini icap ettiriyordu. Hunlar’dan Göktürkler’in yıkılışına kadar Bin yıl Türk idaresinde yaşamış olan bu büyük ülkeyi geri almak, Büyük Türk Hakanlığı’nın geleceği için şarttı. Fakat Müslüman dininin bünyesine ve Orta Çağ’ın rakipsiz şekilde en yüksek medeniyet ve kültürüne sahip olan Müslüman cemiyetine girebilmek ve hâkim olabilmek için, bizzat Müslüman olmak lâzımdı. Mâverâünnehir’deki îranlıar’ın değil, Müslüman Türkler’in bile Gök Tanrı’ya inanan Büyük Türk Hakanlığı’na dahil olmak istemeyecekleri ve şiddetle karşı koyacakları, şüphesizdi. Halbuki Müslüman dininden bir Türk imparatorluğu, yarı yarıya Türk’leşmiş bu eski Türk ülkesini kolaylıkla ele geçirebilirdi. Sâmânîler askerî bakımdan ezilirse, halkın yeni hanedanı tanımaması için hiçbir sebep kalmazdı. Büyük Türk Hakanlığı’nın yani Karahanlılar‘ın Müslüman olması, Mâverâünnehir ve sonra Horasan’ı, Yakın Doğu ile Orta Doğu’nun geçit yerinde olan bu pek zengin ve kalabalık ülkeleri, olgun birer meyve halinde Türkler’in eline düşürecekti. Siyasî dehâya sahip olan Türk hükümdarlarının, bu gerçeği anlayamamış olmaları mümkün değildi.

Mâverâünnehir ve Horasan fethedilmedikçe, Türk imparatorluğuna istikbal yoktu. Nitekim Karahanlılar’dan önce Büyük Türk Hakanlığı’nın başında bulunan uygurlar, cihangir bir devlete sahip olamamışlardı. Uzak Doğu devleti olmak vasfını bir müddetten beri kaybeden Türk imparatorluğu, Orta Asya’ya tıkılıp kalamazdı. Böyle bir kara devletinin, cihanşümul rol oynayabilmesine imkân yoktu.

Türk imparatorluğunun cihanşümul ehemmiyetten düşmesi ise, Türkler’in yüzlerce yıllık geleneklerinin ve haysiyetlerinin çiğnenmesi demekti.

Müslüman dininin Büyük Türk Hakanlığı tarafından resmî din olarak kabulünün siyasî ve jeopolitik sebepleri bunlar olmakla beraber, mesele bundan ibaret değildir. Tâbir caizse, meselenin bir de manevî cephesi vardır.

Türkler’deki eski din birliği kalmamışta. Buda ve Mani dinlerinin Türk millî bünyesine uymadığı, daha bir asır geçmeden anlaşılmıştı. Türkler’i yabancı kültürlere iten, cihangirlik vasfını kaybettiren, hattâ askerî meziyetlerine ve teşebbüs dehâlarına halel getiren bu dinler, Gök Tanrı dininin kısmen terk edilmesinden sonra, Türk cemiyetinde buhranlar doğurmuş ve manevî değerleri değiştirmişti. Bununla da kalmamış, Türk devletinin siyasî bünyesini âdeta tahrip etmiş ve felce uğratmıştı. Fevkalâde pratik oluşu ve Türkler’in öteden beri değer verdikleri manevî kıymetlere bağlılığı bakımından Müslüman dini, bütün bu kusurlardan ve eksikliklerden uzak ve masûndu.

Büyük Türk Hakanı sıfatıyla Karahanlı tahtında oturan Satuk Buğra Han‘ın yüzlerce, hattâ binlerce yıllık Gök Tanrı dinini bırakması, şahsen Müslüman olmakla kalmayıp, bu dini Türk imparatorluğunun resmî dini ilân etmesi, yüzyıllar süren bir gelişmenin, yüksek millî ve siyasî menfaatlerin eseriydi. Asla bir anlık bir olay ve tek kişinin kalbine doğmuş bir ilham değildi. Bu fikrimizle Saltuk Buğra Han’ın Türk tarihindeki emsalsiz değerini küçültmek istemiyoruz.

Türkler, Müslüman dinini samimî olarak, kendi istekleriyle, hiçbir zorl ama ve dış baskı olmaksızın kitle halinde kabul edince, tarihlerinin yeni bir devresine ayak basmış oluyorlardı. Bu yeni devre, X. asırdan önceki asgarî 1200 yıllık devreden daha da şanlıydı. Müslümanlık, Türk milli bünyesi için uygun bir dindi. Türkler, Müslüman olmak suretiyle Türklüklerini kemâle erdirmiş, âdeta tamamlamışlardı.

Bütün dünya tarihini günümüze kadar etkileyecek bu olay , Türkler’in Hanefî-Mâtürîdî Sünnî İslâm’ı kabûlü, 921 yılında vuku buldu.

Kaynak: Yılmaz Öztuna, Cumhuriyet Dönemi Öncesinde Türkler, s. 34-36-36-37


Başkanımızın yaptığı yayın tek bir kaynağa dayanıyor, onun haricinde başka kaynaklar bulunmamaktadır. Sevmediğimiz arapların bu konuda kaynak alınması ayrıca ilginç bir durumdur. Bu yazıların ana kaynağı Arap tarihçiler ve özellikle Taberi tarihidir.Aykırı olarak kabul ettirilmek istenen şeyler hep aynı argüman bilinmeyen tarih, tozlu tarih, saklanan tarih, gizlenmek istenen tarih. Bizde değiştirilmek istenen tarih olarak algılıyoruz. Yukarıdaki olayların olduğunu farz edelim, bizim için hayırlısı neyse o olmuştur, Velhasıl kelam, mezara girdikten sonra sorgu meleklerinin karşısına çıkacağımız zaman Irkın nedir diye sormayacaklar sana (acı ama gerçek), tanrın kim , kitabın kim, peygamberin kim, ömrünü nerede tükettin, o zaman ben naptım demeye fırsat olmayacak ama iş işten geçmiş olacak abilerim. Sonsuzluk hayattında süreceğiniz mutluluğu, 80 yıllık fani hayatınız için heba etmeyin.

_________________
"Osmanlı Devleti, Türklerin İmparatorluğuydu. Türkiye de Türklerin Cumhuriyetidir."


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 2:51 pm 
Çevrimdışı
Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal Tem 31, 2012 11:59 am
İleti: 236 <
UYARILAR:
Türklerle İslamiyet arasındaki ilişkinin incelenmesi ve tüm noktaların açıklığa kavuşturulması noktasında hemfikirim.

Arapların yada başka milletlerin Türklere zaman zaman katliamlar uyguladıkları da bilinen bir şey ve bu katliamlar incelenmelidir, bilinmelidir, öğrenilmelidir.

Ancak İslamiyetin Türklere zorla kabul ettirilmesi, Arapların zorlamasıyla Türklerin İslamiyeti kabul etmeye mecbur bırakılması gibi ithamları bir kaç satırla ve bir iki dayanakla nasıl kabul ettireceksiniz?

Bu iş, sadece konuya ilgisi olanlar, ilgi duyanlar tarafından ve okunup taranan bir iki literatürle değil, konuya hakim ve bilgi sahibi olan bilim adamları tarafından tartışılabilecek bir konudur derim. Bilim adamlarımız açısından bu konular ne vakit ele alınır, alınır mı, istenir mi onu kestirmek dahi güç ama...

Ama inanç ve itikat konuları önemli dinamiklerdir, önem gösterilmeyi de hak ederler...

_________________
"Canı pahasına savaşanlar için yaşamın bir tadı vardır, ama saklananlar bu tadı asla bilmez."


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 2:55 pm 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: Cum Oca 18, 2013 1:48 pm
İleti: 1102 <
UYARILAR:
Yılmaz Öztuna, katliam ve savaşlarla geçen 150 yılı (gerçekte 350 yıl) "İslam dininin incelenmesi" olarak özetliyor. Yahu bu ne incelemeymiş böyle? Araplar ve İranlılar İslam'ı oldukça kısa süre içinde benimsediklerine göre, Türklerin problemi neymiş de 150 yıl İNCELEME(!) yapmışlar? Hangi Türk alimleri (Şamanları mı desem?) incelemiş? Kaç konsey toplamışlar? Herhalde incelemenin bu kadar uzun sürmesi Arapların sabrını taşırmış olmalı ki onlar da işin daha da uzamaması için katliamlara girişmişler... Ondan sonrası yine laf salatası...

Sayın HKN'yi ise tebrik etmek isterim. Hiç değilse gerçek düşüncelerini açıkça yazmış. Kendisi, ahret kaygısıyla, onbinlerce soydaşımızın çoluk, çocuk doğranmasını "hayırlı olay" olarak gören bir kişi...

Son olarak, hiç öyle "gizlenmek istenen tarih" filan diye dokundurma yaparak, bu olayla, Milli Mücadelemiz hakkında uydurulan yalanlar arasında paralellik kurmaya kalkmayın. Daha önce de dediğim gibi "Resmi Tarih " doğru, "Gayrı Resmi Tarih" yanlış veya tam tersi sınıflandırmalar yapılamaz. Bir, mukayeseli, eleştirel bir bilimsel yaklaşımla ele alınmış, gerçek ve muteber belgelere dayanarak hazırlanmış "Doğru Tarih" vardır, bir de belgeye dayanmadan veya alakasız üç beş belge arasında eleştirel aklın kabul etmeyeceği garip bağlantılar kurarak uydurulan, komplo teorisi niteliğinde "Yalan Tarih" vardır.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 3:05 pm 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: Cum Oca 18, 2013 1:48 pm
İleti: 1102 <
UYARILAR:
Sayın UcanTekme, öncelikle geçmiş olsun demek isterim. Grip çektirir insana....

Size yalancının kim olduğunu sordum, "Sayın Kılıç mı, Taberi mi?" diye bir yanıt vermediniz. "Eğer Taberi ise neden bu konuda yalan söyleme ihtiyacı duysun izah edebilir misiniz?" dedim. Ona da yanıt yok.

"Benim dayandigim sahislar ise buyuk tarihciler ve din adamlari." diyorsunuz. Din adamlarının bu konuyla bir ilgisi olmasa gerek öyle değil mi? "Büyük tarihçilere" gelince... Bunların kimler olduğunu yazabilir misiniz? Kimlerin, Taberi, İbn'i Fadlan ve İbn'ül Esir gibi dönem tarihçilerini, nasıl yalanladıklarını merak ettim doğrusu?

Fakat yine de, Sayın HKN gibi bu katliamları hoş görecek bir noktaya gelmediğiniz -olduysa- bunları yapanları Allah'a havale ettiğiniz için sizi tebrik etmek isterim.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 3:07 pm 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal Ekm 16, 2012 12:47 am
İleti: 276
Konum: İstanbul <
UYARILAR:
Rumeli yazdı:
Yılmaz Öztuna, katliam ve savaşlarla geçen 150 yılı (gerçekte 350 yıl) "İslam dininin incelenmesi" olarak özetliyor. Yahu bu ne incelemeymiş böyle? Araplar ve İranlılar İslam'ı oldukça kısa süre içinde benimsediklerine göre, Türklerin problemi neymiş de 150 yıl İNCELEME(!) yapmışlar? Hangi Türk alimleri (Şamanları mı desem?) incelemiş? Kaç konsey toplamışlar? Herhalde incelemenin bu kadar uzun sürmesi Arapların sabrını taşırmış olmalı ki onlar da işin daha da uzamaması için katliamlara girişmişler... Ondan sonrası yine laf salatası...

Sayın HKN'yi ise tebrik etmek isterim. Hiç değilse gerçek düşüncelerini açıkça yazmış. Kendisi, ahret kaygısıyla, onbinlerce soydaşımızın çoluk, çocuk doğranmasını "hayırlı olay" olarak gören bir kişi...

Son olarak, hiç öyle "gizlenmek istenen tarih" filan diye dokundurma yaparak, bu olayla, Milli Mücadelemiz hakkında uydurulan yalanlar arasında paralellik kurmaya kalkmayın. Daha önce de dediğim gibi "Resmi Tarih " doğru, "Gayrı Resmi Tarih" yanlış veya tam tersi sınıflandırmalar yapılamaz. Bir, mukayeseli, eleştirel bir bilimsel yaklaşımla ele alınmış, gerçek ve muteber belgelere dayanarak hazırlanmış "Doğru Tarih" vardır, bir de belgeye dayanmadan veya alakasız üç beş belge arasında eleştirel aklın kabul etmeyeceği garip bağlantılar kurarak uydurulan, komplo teorisi niteliğinde "Yalan Tarih" vardır.


Süslü yazılarınıza yeni birini daha eklemişiniz, Benim anlatmak istediğim Türklüğü yüceltmek için İslam dini hedef almaya gerek yok.

Alıntı:
Yılmaz Öztuna, katliam ve savaşlarla geçen 150 yılı (gerçekte 350 yıl) "İslam dininin incelenmesi" olarak özetliyor. Yahu bu ne incelemeymiş böyle? Araplar ve İranlılar İslam'ı oldukça kısa süre içinde benimsediklerine göre, Türklerin problemi neymiş de 150 yıl İNCELEME(!) yapmışlar? Hangi Türk alimleri (Şamanları mı desem?) incelemiş? Kaç konsey toplamışlar? Herhalde incelemenin bu kadar uzun sürmesi Arapların sabrını taşırmış olmalı ki onlar da işin daha da uzamaması için katliamlara girişmişler...


Yukarıdaki yazı ve kaynak içinde bu yazdıklarınız geçerlidir, o zaman otomatikman sizinkiside mevsimlik laf salatası veya göbek laf salatası oluyor.

Alıntı:
Sayın HKN'yi ise tebrik etmek isterim. Hiç değilse gerçek düşüncelerini açıkça yazmış. Kendisi, ahret kaygısıyla, onbinlerce soydaşımızın çoluk, çocuk doğranmasını "hayırlı olay" olarak gören bir kişi...


Farz edelim dedik, iyi bak.

Türkler zorla İslam Dini'ne geçmiş olsalardı, bağlılıkları bu kadar üzün sürmezdi, o zaman fetih yaptığımız yerlerde insanların dinini de değiştirirdik. Hristiyanların yaptığı gibi nokta. Daha da şahsıma cevap yazmazsanız sevinirim.

_________________
"Osmanlı Devleti, Türklerin İmparatorluğuydu. Türkiye de Türklerin Cumhuriyetidir."


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 3:48 pm 
Çevrimdışı
Süvariler

Kayıt: Cum Ağu 17, 2012 4:19 pm
İleti: 178 <
UYARILAR:
Şu egoyu hiç anlamam '' biz olmasak İslamiyet yok olurdu '' hindular yıllarca İngiliz sömürgesinde kaldı hindulukmu bitti e şimdi biz yokuz Araplar Müslüman hala islamın düşmanları bittimi tüm İslam coğrafyası ya askeri ya politik işgal altında.Garip


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 3:50 pm 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: Cum Oca 18, 2013 1:48 pm
İleti: 1102 <
UYARILAR:
Sayın Sarı Zeybek, sizden ricam mümkünse "güvendiğiniz zatlara" sormayın. Milletçe başımıza ne geliyorsa "güvendiğimiz zatlara" sormaktan geliyor...

Taberi tarihinin tercümesi zamanında Devlet Kitapları tarafından yayınlandı. Şimdi -işlerine gelmediği için- peygamberin ölümünden sonraki kısmı yayınlamıyorlar.

Onun yerine İbn'ül Esir'in "El Kamil Fi't Tarih"ini alabilirsiniz. Hikmet Neşriyat'ta, 10 cilt halinde taksitle satıyorlar. Henüz "sakıncalı" olduğunu farketmemiş olacaklar veya -daha büyük ihtimalle- hitap ettikleri kitlenin bakış açısının HKN gibi olduğundan eminler ki satmayı sürdürüyorlar.

Eserinin 10. yy.a kadar olan kısmı doğrudan İbn Cerir et-Taberî'nin "Târihu’l-Ümem ve’l-Mülûk"ünden alınmadır.

Sayın HKN, forumlarda yorum yazanlar, karşı yorum duymaya hazır olmalıdır. O sebeple hiç "daha da şahsıma cevap yazmayın" diyemezsiniz. Forumlar tek taraflı "irşad" yapılan ortamlara benzemez...


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 4:38 pm 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pts Ekm 01, 2012 5:18 pm
İleti: 381 <
UYARILAR:
Ben programın tamamını izlemiştim.Güzel bir tartışma konuyla ilgili fakat 11 dakikasını bulabildim programın.Diğer kısımlarını aramama rağmen bulamadım , bulursam düzeltip eklerim.






Ekleme ; Videoyu bulamadım fakat istediğim kısmı bulabildim.


Alıntı:
İsmet Özel: "Kafirle çatışmaya kalkan müslümana Türk denir. Sözünün arkasında duruyorum. Dünyada milliyetçilikle dinini birleştiren tek unsur var o da Türk. Hıristiyan Arap olur ama hıristiyan Türk olmaz. Türkler'in müslüman olması diye bir şey yok. Ural-Altay arasında bulunan bozkır ahalisinin müslümanlıkla tanışması sonucunda seçilmiştir"

Murat Bardakçı: "Nasıl tanışıyor? Sopa zoruyla mı? Oradaki Türk komutanların canına okunmuştur. Onbinlerce kelleleri mızrakların üzerine dikilmişti."

İsmet Özel: "Türkleri müslümanlıktan soğutmak için uydurulmuş yalanlardır."

Bardakçı: "Bunları Araplar kendi tarihlerinde yazıyor, yapmayın... Kavimler Göçü büyük palavradır. Türklerin müslüman olması sopa zoruyladır. Türkler kılıç zoruyla Müslüman oldu. Emeviler canımıza öyle bir okudu ki.. Hangi Türkler koşa koşa müslüman oldu? "

Özel: "Türkler koşa koşa müslüman olmadı çünkü Türk Türkiye'de doğdu, Türkiye'de müslüman oldu."

Bardakçı: "Biz tarihe sadece bizim tarihimizden bakarız. Bunlar içinde çok büyük palavralar vardır."

http://muratbardakci.com/haber.php?haber_id=1

_________________
Resim


En son elbiskuha tarafından, Çar Şub 20, 2013 4:49 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.

Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 4:42 pm 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: Cum Oca 18, 2013 1:48 pm
İleti: 1102 <
UYARILAR:
Sayın Sarı Zeybek, elbette güvenilir kişilere sorarsanız güvenilir yanıtlar alırsınız. Fakat insanın gözüyle görmesi gibi olmaz değil mi? Fakat herkesin o kadar cildi devirmeye zamanı veya merakı olmayabilir tabi... İlla şart da değil...

Aslında sizi eleştirmek için değil, İslam tarihi konusundaki temel kaynaklardan birini refere etme amacıyla yazdım önceki yazımı.

Özellikle dinciler"İslam Tarihi" diye -genellikle- 20yy. yalancılarının yazdığı boş menkıbeleri okuyorlar. Ben kendisini "İslam Tarihi Uzmanı" sayan, ama "Cemel Savaşı"nı bile ilk defa benden duyan dinciler tanıdım. Belki ilk dönem imamlarının ve tarihçilerinin yazdıklarını okurlarsa, biraz daha eleştirel olabilirler, boş hikayelere inanmaktan, millete çocukça masallar anlatmaktan vazgeçerler diye umuyorum.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 4:49 pm 
Çevrimdışı
Site Başkanı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal Tem 10, 2012 10:24 pm
İleti: 3716 <
UYARILAR:
Hocam makalenin dayandırıldığı kaynak ortada siz aksini güvenilir kaynaklarla memnuniyetle sunabilirsiniz,burada amaç geçmişte yaşanan ve bir çok kişinin bilmediği bir gerçeği gün yüzüne çıkarmaktır.Burada amacın müslümanlığı karalamak gibi göstermeye kimse çalışmasın.

_________________
Resim

Allahü teâlâ hasımlarıma acısın, zira ben onlara acımayacağım."

Sakallı Nurettin Paşa”

“Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan’ız, Biz ki Türk oğlu Türk’üz; Biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk’ün Başbuğuyuz!”

Başbuğ Timur


Yasaklı Kaynaklar Listesi: Anadolu Ajansı(AA),Zaman Gazetesi,Today's Zaman,Aksiyon Dergisi,Cihan Haber Ajansı,Sızıntı Dergisi,Samanyolu TV,STV Haber,Sabah Gazetesi,Star Gazetesi,Taraf Gazetesi,Kanal 7,Ülke TV,TVT,Haber7.com,Rotahaber.com,Cafesiyaset.com,Newstime7.com,Tevhidhaber.com,Kanaltürk TV,Yeni Akit Gazetesi,Habervaktim,AKİT HABER,Yeni Şafak,Milli Gazete,Tahahaber.com,Bugün Gazetesi,Haberler.com,İnternethaber.com.ODA TV


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 5:00 pm 
Çevrimdışı
Akıncılar
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Çar Eyl 26, 2012 3:06 pm
İleti: 1826 <
UYARILAR:
KILIÇ yazdı:
Hocam makalenin dayandırıldığı kaynak ortada siz aksini güvenilir kaynaklarla memnuniyetle sunabilirsiniz,burada amaç geçmişte yaşanan ve bir çok kişinin bilmediği bir gerçeği gün yüzüne çıkarmaktır.Burada amacın müslümanlığı karalamak gibi göstermeye kimse çalışmasın.


Tam üstüne bastınız sayın KILIÇ. Bu gibi tartışmalarda dikkat edecek olursanız, kim agzını açmaya calışsa, hemen '' dine karşımısın'' ve '' din düşmanı'' gibi suçlamalara ya da imalara maruz kalmaktadır. Normal olarak bilgiler yetersiz kalınca işin en kolayı, bel altından çalışıp karalamaya başlamak oluyor. Bunu yaparkende yalan ve iftira hatta gıybetin nasıl bir günah olduğunu unutuyorlar, sevgili dini bütün müslüman kardeşlerimiz.

_________________
Resim



Cehennem boş, bütün şeytanlar burada ( William Shakespeare )


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 5:47 pm 
Çevrimdışı
Akıncılar

Kayıt: Cum Oca 18, 2013 1:48 pm
İleti: 1102 <
UYARILAR:
Soru-1: Vebal altına girmek istemeyen müslümanlar, "Aman dinime zarar gelir" veya "Aman birileri etkilenir, dinden çıkar" gibi gerekçelerle, gerçekleri dile getirmekten kaçınmalı, doğruyu söyleyene dokuz köyü dar etmeli ve de cümle aleme çocuk masallarını gerçek diye yutturmaya mı çalışmalıdır?

Soru-2: Açıkça itiraf etmemekle birlikte, İslam'ın (veya müslümanların) gerçeklerin gizlenmesine ihtiyacı var demeye getirmek, kişinin dinini veya dindaşlarını küçük görmesi anlamına gelmez mi?

Soru-3: "Küfr" Arapça "örtmek" anlamına gelip, "gerçeğin üstünü örtmek" yani "gerçeğin bilinmesine engel olmak" demektir. Herhalde İslam'ın ve müslümanların "küfr" ile bir ilgisi olmasa gerektir. Öyle değil mi?


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Arap Ordularının Türk Katliamı (Talkan ve Curcan Katliamları
İletiTarih: Çar Şub 20, 2013 5:50 pm 
Çevrimdışı
Süvariler
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal Ekm 16, 2012 12:47 am
İleti: 276
Konum: İstanbul <
UYARILAR:
Haci_ilbey yazdı:
KILIÇ yazdı:
Hocam makalenin dayandırıldığı kaynak ortada siz aksini güvenilir kaynaklarla memnuniyetle sunabilirsiniz,burada amaç geçmişte yaşanan ve bir çok kişinin bilmediği bir gerçeği gün yüzüne çıkarmaktır.Burada amacın müslümanlığı karalamak gibi göstermeye kimse çalışmasın.


Tam üstüne bastınız sayın KILIÇ. Bu gibi tartışmalarda dikkat edecek olursanız, kim agzını açmaya calışsa, hemen '' dine karşımısın'' ve '' din düşmanı'' gibi suçlamalara ya da imalara maruz kalmaktadır. Normal olarak bilgiler yetersiz kalınca işin en kolayı, bel altından çalışıp karalamaya başlamak oluyor. Bunu yaparkende yalan ve iftira hatta gıybetin nasıl bir günah olduğunu unutuyorlar, sevgili dini bütün müslüman kardeşlerimiz.


Sizin tecrübenize güveniyorum Hacı bey, o zaman zorla müslüman olduysak bize neden fetih ettiğimiz yerdeki insanların dini yaşamlarına müdahale etmedik ? Kaynakta belirtilen kadar Türk katledildiyse eğer, şuan burada olmamamız lazım, 1200 yıllık bu bağlılığın sebebini açıklayabilirseniz, kısa olarak, inanın okumaktan zevk alacağım.

Türk boyları içinde bugün İslamiyet dışında, Ortodoksluk, Şamanizm, Budizm, Musevilik gibi inançlar da görülür. İlk din şamanizm olarak bilinir, zamanla diğer inançlarada yönelik bir tercih olmuştur. Sanki katliam olmadan İslam dini seçilemiyecek, tercih edilemeyecekbir dinmiş gibi algılatılmasına karşıyım o kadar. Saygılar.

_________________
"Osmanlı Devleti, Türklerin İmparatorluğuydu. Türkiye de Türklerin Cumhuriyetidir."


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 40 ileti ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 3 saat [ DST ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Git:  

Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye